Bu yazı Otoban Dergisi Ağustos 2018 sayısında yayınlanmıştır.

 

2018 Ağustos sonu itibariyle otomobil ve hafif ticari araç pazarı %53 daraldı ve yılın en küçük pazarının gerçekleştiği ay olarak kayıtlara geçti. Bozulan moralite ve kurların şiddetli etkisiyle 950.000 adet olarak öngörülen 2018 Pazar tahminleri 600.000 – 650.000 bandına gerileyecek şekilde revize edildi. Mevcut ekonomik dengeler ve sektörel mevzuat değişmezse pazarın daralma şiddeti 2019 yılında devam ederek toplam otomobil ve hafif ticari pazarın 425.000 – 450.000 bandında gerçekleşebileceği öngörülüyor.

 

Yukarıda yazılanları bir yıl önce okusaydınız, ne abartı der güler geçerdik muhtemelen, ama yaşadıklarımızın matematiksel özeti bu …

 

Peki şimdi ne olacak?

 

Ülkemizde yetkili satıcılık ağı milyonun üzerine giden bir müşteri talebini karşılamaya göre yapılanmışken, neredeyse yarı yarıya daralma durumunda yetkili satıcıları neler bekliyor? Yetkili satıcılar varlıklarını sürdürebilecekler mi? Bittik mi? Yokuşun dibi nerede?

 

Zaman PROAKTİF olma zamanı, yukarıda ki siyah soruları bir kenara bırakıp;

 

• Hayatımızda ki bu olumsuz yaşananları, müthiş tecrübelere nasıl çevirebiliriz ?
• Gelecekte iyi ki demek için şu an ne yapmalıyım ?

 

Benzeri beyaz sorular ile önce kendimizi, sonra ekiplerimizi motive ederek ayağa kalkmalıyız. Yaşadıklarımızdan çalıştığımız şirketler hasar görecek, önümüzdeki yol sarplaşsa da arkaya bakıp hayıflanacağımıza, geleceğe bakıp daha sıkı çalışacağımız bir döneme girdik.

 

Durup bir düşünün; elinizde bir tuval olsaydı ve işinizin geleceğini resmetseydiniz,

 

• Şirketinizi nasıl çizerdiniz ?
• Resimdeki ortam nasıl olurdu ?

 

Hayal ettiğiniz bu resim eğer vizyonunuz ile örtüşüyorsa, hayalinizi vizyona dönüştürmek için ne aksiyonlar almanız gerekiyorsa, bu vizyon için belirleyeceğiniz hedefler neler olmalı ise üzerinde düşünmeli ve ilk adımı bir an önce atmalısınız.

 

Otomotiv ticareti ekonominin ve teknolojinin etkisiyle bir dönüşüm geçiriyor, yapılış şekli ve koşulları değişiyor. Değişimin kaçınılmaz nefesi artık ensemizde; aşağıdaki Afrika atasözünde belirtildiği gibi,

 

“Afrika’da her sabah bir ceylan uyanır,
En hızlı aslandan daha hızlı koşması gerektiğini, yoksa öleceğini bilir.
Afrika’da her sabah bir aslan uyanır,
En yavaş ceylandan daha hızlı koşması gerektiğini, yoksa aç kalacağını bilir.
Aslan ya da ceylan olmanızın bir önemi yoktur.
Yeter ki güneş doğduğunda koşmak zorunda olduğunuzu bilin.”

 

Sektörümüzde bir gün batımı olduğu gerçeğine karşılık, yeni bir günün doğumuna nasıl hazırlanacağımız bir önceki günden daha iyi olması için, neler yapacağımız bizlerin elinde …

 

Ya hayal ettiğiniz resim, vizyonunuz ile örtüşmüyorsa?

 

Kendinizi; bu işle ilgili yeterince bilgi sahibi miyim? yürüttüğüm iş modeli doğru mu? doğru işi mi yapıyorum? işimi doğru mu yapıyorum? diyerek sorgulayacak mısınız, ya da bunun yerine bu geleceği silmeye ne dersiniz. Neresinden silmeye başlayacağınız, hangi köşesinden fark yaratacağınız sizin elinizde …

 

Acaba;

 

• Atölyeye göre müşteriyi planlama dönemi yerine, müşteriye göre atölyeyi planlama dönemi başladı mı?
• Hem çalıştığımız şirkette, hem de içinde bulunduğumuz yetkili satıcılık ağında 12 +12 +12 +12 =4 eder diyerek yükselip birleşme dönemi yerine, (1 +1 +1+1)2 =16 eder diyerek birleşip yükselme dönemi başladı mı ?

 

Ne dersiniz?

 

Motivasyonumuzu muhafaza edip, proaktif düşünceyle çalışacağımız günler bizleri bekliyor. Bir gül misali; zor koşullarda, özenle, dikkatle, kendinizden vererek büyüttüğünüz yetkili satıcılıklarınızı muhafaza etmek için yaratıcılık zamanı. Dikensiz gül yoktur, ama gülsüz pek çok diken vardır.

Leave a Reply